Mavi
bir benek kalırsa ellerimde.. Tutarken kanattığım cılız bir düşün
dalıdır belki. Ya da hiç tutamadığım umudun pençesi dizlerimde...
Dermanım yok. Bırak beni. NE anlamı var ki cevaplarımın; senin bulanık
olmayan şekillere, harflere, notalara sığdırıp adını koyduğun 'NEDEN'
lerine? Oysa bulanıklık olmalı benim gözlerimde. Sen gitmelisin ve
camda gözyaşlarımın! Hayır ben gitmeliyim kendimden ve sen bulanık
olmayan kendini izlemelisin..Bir köşeye çekilip çaresizce ağlayan çocuk
misali; neye , niçin ağladığını bilmeden , ama , avaz avaz , hıçkıra
hıçkıra ve en kötüsü nedenini bilerek ağlıoyrum…Gidişini seyrediyorum,
anılarımın arasından…Tozlanmış duyguları temizliyorum, kelime
kelime..İçim acıyor, derinden…Gülüşünü anımsıyorum…İçim burkuluyor…
Sensizliğe alıştırırken günlerimi, şimdi ne gerek vardı ki sana ?
Düşüncene bile tahammülü yok yüreğimin.. Silebilsem yüzünü,
gözlerimden…ağladın ama bu sefer affetmedin...Sevdiğini en mutlu
gününde öldürdün..Ve ardına bakmadan gittin...Beni benle başbaşa
bıraktın yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...Senden ayrılınca kaldım çaresiz,
sevgisiz ve birde sensiz..Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla
değil...Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça
edilmiş, yıkık ve virane..Bir o kadarda vefasız...Önceleri üzüldüm,
yıkıldım ama asla ağlamadım...Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi
kalbime gömdüm..Unuttum dedim, unutacağım dedim..Unutamıyorum dedim,
UNUTMAM dedim...Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden..Bir vicdan
azabıdır başladı ölü yüreğimde..Hiçbir şey kalmadı, senden başka
kalbimden, Müzik elbette! Bu geceyi tamamlayacak olan, sensizken
yalnızlığımın içine gömülmeme sebep olan nağmeler olmamalı, yanımdasın
ya, hüzün dolu şeyler dinlememeliyiz bu gece... Ne nihventler olmalı,
ne sabah makamında hüzünler, peki ne yaşatır seni bu gecede doyasıya?
Babamdan kalan bir gramafonda duruyor oysa soruların cevabı ve bulunca
gramafonun ince iğnesini bedeninde o taş plak, başlıyor bizim
için.Yokluğuna inat varlığında yaşamaya çalışıyorum. Bir yudum
sevginle, umut kokan sesinle soyağacının kırık dallarına tutunuyorum.
Merak etme sevdiğim; düşmeyeceğim kör uçurumlara. Sen varken, sevgin
kalbimde dururken acıya yenilmeyeceğim. İrinleşmiş acıyı gögüslenip
küçük denizlerin umut dalgalarında yıkayacağım kanayan dizlerimi.
Üzerime düşlerimi giyinip her akşam parmak uçlarımda nefes alan
yüreğine konuk olmaya geleceğim. Bir çayın iki dudağımın arasına
bıraktığı buruk sevda tohumlarını.Benimse herşeyim aynı. Geceleri
bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu
ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana
anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni
birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü
üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen
anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim,
talebem, sevdiğim.Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan
soracağım.. Sevinçlere boğulacak içimdeki çocuk.. Yeniden seveceğim
yağmurları.. Hiç söylenmemiş, hiç dillenmemiş kelimeler fısıldayacak
rüzgar. Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak, anlamayacak..Gittiğin
günden beri gözümden tek bir gözyaşı akmadı…Kirpiklerimden akan sadece
yüreğimdi.. Sensiz biten her gece yüreğimden bir parça koparıp kapına
bıraktım..Bağırdım sensiz gecelere.. Seni bu kadar çok sevdiği için
savurdum kendime.. Yerden yere vurdum kalbimi. Kör bıçaklar biledim
yüreğimin senle başlayan kelimelerinde. Susmayı denedim bir de
unutmayı..Ama hiçbir zaman senin gibi “ seni sevmiyorum “
diyemedim..Çünkü, ben seni unutmak için sevmedim ki…
Biliyorum gelmeyeceksin. Hayat boyu sensizlik duracak aramızda.
Ellerimiz hep ayrı dağlara uzanacak,Şimdi, gözyaşımla ıslanmış
cümlelerimi şakağından vurup sensiz bir gecenin koynunda seni “ sensiz
“ yaşamaya gidiyorum. Bir gece olsa da gel desem, biliyorum
gelmeyeceksin.Gelemeyeceksin….Her zamanki gibi adınla başlayıp
varlığında bitirdiğim bir gece olacak. Sensiz ve sessiz bir gece…Her
zamanki gibi karanlığımı örteceğim üzerime ve kokunu arayacağım yastık
kenarlarında.. Her zaman ki gibi ellerimi uzatacağım sana ama her
zamanki gibi ellerim hep boşlukta kalacak… Ve sabah uyandığımda
sensizliğini giyineceğim ceketimin üzerine. Seni gelecekmiş gibi
aynalara bakacağım.Gözlerim bağlı halde karanlıkta merdiven inerken hep
senin sevdana yürür gibi emindim adımlarımdan. Başımı kaldırdığımda
bulutlar kanap açıp gözlerinin içinde sıcak iklimleri gördüm.
Dokunduğum herşey de ellerinin sıcaklığını aradım durdum. Oysa ellerini
hiç tutmadım ki !.. Baktığım her noktada gözlerinin derinliğindeki
umudu sevdim. İnan gözlerini hiç yakından görmedim ama hep seni
yaşadım. Rüzgarın hep senin saçlarına ılık meltem gibi dokunduğunu
bildim. Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrendim.Yaşamayı
seçtiğiniz anda, tekrar doğduğunu hissetmek isterim. Ama bir sorun
vardır: Hisler geride kalan süreçle birlikte yok olup gitmiştir sanki.
Hatırlarsın bir şeyler: Ortaya ne kadar sevgi; ne kadar cesaret
koymuşsa, kaybettiğinizde o kadarını çıkartırız kendinizden. Kaybedecek
çok şeyiniz varmış oysa. Bunu öğrendim. Artık sizin iradeniz geçer.
Uzun süre dinlenmiş olan zaman su gibi akıp gitmeye başlar. Hayat
başlamıştır.Yeniden..
Rüyaların sonu yoktu hayatı koluma takıp yürümem gerekiyordu,Şimdi
bundan önce bozduğum düzenimi teker teker ele alıp onarma
sırasıydı,kolları sıvayıp başladım... Dalgaların senfonisiyle
süslüyorum hayatı ve öyküleri,deniz yıldızı takıyorum gün
batımlarına.....Her kalemin ucuna düşen harf sendin... Her dilimin
ucuna gelen kelime sendin... Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm,
ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm... Sen bilmedin, ben
söyleyemedim...
Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi... Her gelişin bahar,
her dokunuşun yazdı bana... Ben her bahar hüzün kaplar, her yaz yaşlar
akıtırdım yokluğunda... Ben her baharı sen diye bekledim, ben her yazı
sen diye geçirdim... Bütün güzelliklerini sana büyütüm... Sen bilmedin,
ben söyleyemedim...
En ateşlisi sanaydı aşkın... En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı...
Gizli gizli yanardı yüreğimde... Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü, giz'i
hepsinden büyüktü... Gösteremedim... Nasıl beni yakıp, erittiğini
bilemedin... Oysa sen buz gibiydin... Yine de gelmedin... Nasıl bir
yürek büyüttüm sana gizli gizli... Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
her
ne kadar inkar etsem de seni sevdiğim kadar sevemiyorum başkasını..hala
içim gidiyor sesini duyduğumda..zaman zaman rüyalarıma giriyorsun eski
günleri heybene koyup..ama gelme artık rüyalarıma sevme arttık
yüreğimi..çünkü ben çoktan vazgeçtim senden,yüreğinden.Sokakta
gördüklerimi filmdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum kelebeklere dokunmadım,
Öğrendiğim çicek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok sey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilkkişi
Nasılsa bulacaktır seni diye her görüşümde aynı sesle seslendim;Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye.
Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek
ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş.
Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş.
Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış.
Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.
Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım.Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi...
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Gittikçe
açılıp güzelleşen gözlerimi pek boyamıorum.Beğenmeyen almasın ben
kendimi seviyorum deyiveriyorum.bakma öyle..Ukalalıktan kaldım aşktan
kurulla geçiyorum:) muyum..
Kırıtmıyorum sadece gülümsüyorum ne de
olsa tek gamzem var benim biliyormusun?:kafa karışıklığı, üzüntü
varken.. Bişilere alışmaya çalışmak için çaba gösterirken başka bir
kafa karışıklığına yer yoktu düşüncelerimde. Sonra attığı mesajlar
üzerine cevap verdim bende. Seni üzmek istemiyorum, şuan bunu yapmam
doğru olmaz hem senin, hemde benim için diye. Öyle tanıdık geldi ki bu
söz. Demek ki hazır olmayan herkes kullanabiliyormuş başkasına.
Öyleymiş cidden. Hazır diilim evet içimdekileri söküp atmadan böyle
birşeye. Çivi çiviyi sökmez çünkü biliyorum. Geri dönüşü olmayan şeyler
belki kafamı meşgul edenler ama yine de başka bir ilişki için henüz
çoook erken. Belki şuan o arkadaşım kırıldı bu duruma ama asıl olumlu
cevap verseydim kırılcaktı çok iyi biliyorum. Blogumu baştan sona
okuduğunu ve yazılarımda bazen üzüldüğünü söledi. Bunu da okursa eğer
GERÇEKTEN ÜZGÜNÜM!!! Keşke her insan istediği şeyleri yaşayabilse ama
olmuyor işte. Kimse kırılmasa ama mümkün değil. Beni üzen Bazen insanın
geçmişinde yaptığı hatalar, geleceğini birebir etkileyebiliyor onu
gördüm. Yaşamak istediği şeyleri yaşamasını engelleyip, hep geçmişte
takılı kalmasına neden olabiliyor. Niye böyle? Neden hayatta yapılan
hatalar o zamanlarda kalmıyor. Niye yaşadığımız anılar hep biryerlerde
karşımıza çıkıyor??Ne kadar yas varsa ben tutuyorum; dudağımın ucunda
bütün küfürler, neleri yuttum bunu da yutuyorum!! Eller bahar, bayram,
düğün, şenlik! Benimse;
Belki yeniden gelir aşk şehrime! Elim havada
arkandan gidişini izlerken, yağmurlar yağıyordu gamzelerime. Hani o en
çok sevdiğin yerim, en çok gülünce çıkan, bir tek sen varken gülen.
Bağrımı döve döve, kafama vura vura, saçımı yola yola özlüyorum ben
seni. Kim zaptedebilir çığlıklarımı, kim dur diyebilir acılarıma, kim
gösterebilir, kim ne kadar inandırabilir şimdi, ölümün bir yokluk
olmadığına… Anlatmasın o kitaplar boşu boşuna. Benim sancımsa sol
yanımda harlanan, yüreğimi de gömdülürse onunla; üstüm al açık üryan,
çırılçıplak kaldıysam, kim inandırabilir güneş batı'dan doğunca
kavuşacağımıza.
Biliyorum, artık sen değil ama;Yağan yağmurlarla
gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi..
Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya
kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş
zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, Alnina kondurduğum buseler,
heyecanla elime tutuşturduğum gül goncaları gelir aklıma... Düşen bir
dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde
birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar...Yağmur yağdı geçen
gece, ben yine kaçırdım seni yerlere bezeyen damlaların dansını. Çıplak
ayakla dolaşacaktım o ıslak çakılların üzerinde. Bunun keyfi bir başka
olacaktı , heryerde sen…Gökyüzünden düşen ve yerde yeşeren sen…Özenli
olacaktım o yağmurda, kırmayacak ve kırılmayacaktım. Yalnız olmaya inat
senle yaşayacaktım aşkta ve savaşta. DERKEN… gece yarısı sen belirdin
yanımda. Yağmur kokun sardı tüm benliğimi, sen doluverdin içime. Sanki
o bırakıp giden sen değildin, gözlerin yine alevdi, tadın yine
şarap…Yeni güne yeni hayata doğru adımlarımı sıralamaya başladım.Gün
okadar güzeldi ki baharın güzelliğininde insanın sarhoş olmaması mümkün
değil. Dalga sesleri eşsiz bir senfoni gibiydi
kulaklarımda............. Birlikte dans edebilirmiydik acaba ? Sohbeti
de kendisi de çok duruydu sanki hayat ona hiç elini sürmemiş gibi
acıtmamış gibi. Evet yeni hayat penceresi bu kadın olabilirmiydi bu
kadar kederden sonra? Beklediğim kadın geldi tüm gece onu
seyredebilecek ve duyabilecektim ama o a herşey onun büyüsüyle durdu
sanki zamanla beraber. O güzel saatlerin tadını çıkarmalıyım dedim ve
kendimi onun büyüsüne bıraktım….Sonunda bu gece de bitti yatak odama
döndüm, penceremi yine açık bıraktım gecenin ve sabahın sürprizleri
için. bütün gün dolandım sahilde bekledim ama gelmedi daha sonraki
günlerde de , anladım ki rüyaymış...