handan's profileGönülden GönüLLerePhotosBlogGuestbookMore Tools Help
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Comments (75)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

Sept. 17
near farwrote:
4 Ara.
July 12
MURAT KULLwrote:
 
Get your own Chat Box! Go Large!
 
Get your own Chat Box! Go Large!
Nov. 29
yakuphan uluwrote:
Mavi bir benek kalırsa ellerimde.. Tutarken kanattığım cılız bir düşün dalıdır belki. Ya da hiç tutamadığım umudun pençesi dizlerimde... Dermanım yok. Bırak beni. NE anlamı var ki cevaplarımın; senin bulanık olmayan şekillere, harflere, notalara sığdırıp adını koyduğun 'NEDEN' lerine? Oysa bulanıklık olmalı benim gözlerimde. Sen gitmelisin ve  camda gözyaşlarımın! Hayır ben gitmeliyim kendimden ve sen bulanık olmayan kendini izlemelisin..Bir köşeye çekilip çaresizce ağlayan çocuk misali; neye , niçin ağladığını bilmeden , ama , avaz avaz , hıçkıra hıçkıra ve en kötüsü nedenini bilerek ağlıoyrum…Gidişini seyrediyorum, anılarımın arasından…Tozlanmış duyguları temizliyorum, kelime kelime..İçim acıyor, derinden…Gülüşünü anımsıyorum…İçim burkuluyor…
Sensizliğe alıştırırken günlerimi, şimdi ne gerek vardı ki sana ? Düşüncene bile tahammülü yok yüreğimin.. Silebilsem yüzünü, gözlerimden…ağladın ama bu sefer affetmedin...Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün..Ve ardına bakmadan gittin...Beni benle başbaşa bıraktın yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz..Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş, yıkık ve virane..Bir o kadarda vefasız...Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm..Unuttum dedim, unutacağım dedim..Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim...Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden..Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde..Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimden, Müzik elbette! Bu geceyi tamamlayacak olan, sensizken yalnızlığımın içine gömülmeme sebep olan nağmeler olmamalı, yanımdasın ya, hüzün dolu şeyler dinlememeliyiz bu gece... Ne nihventler olmalı, ne sabah makamında hüzünler, peki ne yaşatır seni bu gecede doyasıya? Babamdan kalan bir gramafonda duruyor oysa soruların cevabı ve bulunca gramafonun ince iğnesini bedeninde o taş plak, başlıyor bizim için.Yokluğuna inat varlığında yaşamaya çalışıyorum. Bir yudum sevginle, umut kokan sesinle soyağacının kırık dallarına tutunuyorum. Merak etme sevdiğim; düşmeyeceğim kör uçurumlara. Sen varken, sevgin kalbimde dururken acıya yenilmeyeceğim. İrinleşmiş acıyı gögüslenip küçük denizlerin umut dalgalarında yıkayacağım kanayan dizlerimi. Üzerime düşlerimi giyinip her akşam parmak uçlarımda nefes alan yüreğine konuk olmaya geleceğim. Bir çayın iki dudağımın arasına bıraktığı buruk sevda tohumlarını.Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan soracağım.. Sevinçlere boğulacak içimdeki çocuk.. Yeniden seveceğim yağmurları.. Hiç söylenmemiş, hiç dillenmemiş kelimeler fısıldayacak rüzgar. Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak, anlamayacak..Gittiğin günden beri gözümden tek bir gözyaşı akmadı…Kirpiklerimden akan sadece yüreğimdi.. Sensiz biten her gece yüreğimden bir parça koparıp kapına bıraktım..Bağırdım sensiz gecelere.. Seni bu kadar çok sevdiği için
 savurdum kendime.. Yerden yere vurdum kalbimi. Kör bıçaklar biledim yüreğimin senle başlayan kelimelerinde. Susmayı denedim bir de unutmayı..Ama hiçbir zaman senin gibi “ seni sevmiyorum “ diyemedim..Çünkü, ben seni unutmak için sevmedim ki…
Biliyorum gelmeyeceksin. Hayat boyu sensizlik duracak aramızda. Ellerimiz hep ayrı dağlara uzanacak,Şimdi, gözyaşımla ıslanmış cümlelerimi şakağından vurup sensiz bir gecenin koynunda seni “ sensiz “ yaşamaya gidiyorum. Bir gece olsa da gel desem, biliyorum gelmeyeceksin.Gelemeyeceksin….Her zamanki gibi adınla başlayıp varlığında bitirdiğim bir gece olacak. Sensiz ve sessiz bir gece…Her zamanki gibi karanlığımı örteceğim üzerime ve kokunu arayacağım yastık kenarlarında.. Her zaman ki gibi ellerimi uzatacağım sana ama her zamanki gibi ellerim hep boşlukta kalacak… Ve sabah uyandığımda sensizliğini giyineceğim ceketimin üzerine. Seni gelecekmiş gibi aynalara bakacağım.Gözlerim bağlı halde karanlıkta merdiven inerken hep senin sevdana yürür gibi emindim adımlarımdan. Başımı kaldırdığımda bulutlar kanap açıp gözlerinin içinde sıcak iklimleri gördüm. Dokunduğum herşey de ellerinin sıcaklığını aradım durdum. Oysa ellerini hiç tutmadım ki !.. Baktığım her noktada gözlerinin derinliğindeki umudu sevdim. İnan gözlerini hiç yakından görmedim ama hep seni yaşadım. Rüzgarın hep senin saçlarına ılık meltem gibi dokunduğunu bildim. Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrendim.Yaşamayı seçtiğiniz anda, tekrar doğduğunu hissetmek isterim. Ama bir sorun vardır: Hisler geride kalan süreçle birlikte yok olup gitmiştir sanki. Hatırlarsın bir şeyler: Ortaya ne kadar sevgi; ne kadar cesaret koymuşsa, kaybettiğinizde o kadarını çıkartırız kendinizden. Kaybedecek çok şeyiniz varmış oysa. Bunu öğrendim. Artık sizin iradeniz geçer. Uzun süre dinlenmiş olan zaman su gibi akıp gitmeye başlar. Hayat başlamıştır.Yeniden..
Nov. 6
yakuphan uluwrote:
Rüyaların sonu yoktu hayatı koluma takıp yürümem gerekiyordu,Şimdi bundan önce bozduğum düzenimi teker teker ele alıp onarma sırasıydı,kolları sıvayıp başladım... Dalgaların senfonisiyle süslüyorum hayatı ve öyküleri,deniz yıldızı takıyorum gün batımlarına.....Her kalemin ucuna düşen harf sendin... Her dilimin ucuna gelen kelime sendin... Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm, ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm... Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi... Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana... Ben her bahar hüzün kaplar, her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda... Ben her baharı sen diye bekledim, ben her yazı sen diye geçirdim... Bütün güzelliklerini sana büyütüm... Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
En ateşlisi sanaydı aşkın... En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı... Gizli gizli yanardı yüreğimde... Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü, giz'i hepsinden büyüktü... Gösteremedim... Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin... Oysa sen buz gibiydin... Yine de gelmedin... Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli... Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
her ne kadar inkar etsem de seni sevdiğim kadar sevemiyorum başkasını..hala içim gidiyor sesini duyduğumda..zaman zaman rüyalarıma giriyorsun eski günleri heybene koyup..ama gelme artık rüyalarıma sevme arttık yüreğimi..çünkü ben çoktan vazgeçtim senden,yüreğinden.Sokakta gördüklerimi filmdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum kelebeklere dokunmadım,
Öğrendiğim çicek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok sey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilkkişi
Nasılsa bulacaktır seni diye her görüşümde aynı sesle seslendim;Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye.
Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek
ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş.
Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş.
Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış.
Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.
Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım.Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi...
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Gittikçe açılıp güzelleşen gözlerimi pek boyamıorum.Beğenmeyen almasın ben kendimi seviyorum deyiveriyorum.bakma öyle..Ukalalıktan kaldım aşktan kurulla geçiyorum:) muyum..
Kırıtmıyorum sadece gülümsüyorum ne de olsa tek gamzem var benim biliyormusun?:kafa karışıklığı, üzüntü varken.. Bişilere alışmaya çalışmak için çaba gösterirken başka bir kafa karışıklığına yer yoktu düşüncelerimde. Sonra attığı mesajlar üzerine cevap verdim bende. Seni üzmek istemiyorum, şuan bunu yapmam doğru olmaz hem senin, hemde benim için diye. Öyle tanıdık geldi ki bu söz. Demek ki hazır olmayan herkes kullanabiliyormuş başkasına. Öyleymiş cidden. Hazır diilim evet içimdekileri söküp atmadan böyle birşeye. Çivi çiviyi sökmez çünkü biliyorum. Geri dönüşü olmayan şeyler belki kafamı meşgul edenler ama yine de başka bir ilişki için henüz çoook erken. Belki şuan o arkadaşım kırıldı bu duruma ama asıl olumlu cevap verseydim kırılcaktı çok iyi biliyorum. Blogumu baştan sona okuduğunu ve yazılarımda bazen üzüldüğünü söledi. Bunu da okursa eğer GERÇEKTEN ÜZGÜNÜM!!! Keşke her insan istediği şeyleri yaşayabilse ama olmuyor işte. Kimse kırılmasa ama mümkün değil. Beni üzen Bazen insanın geçmişinde yaptığı hatalar, geleceğini birebir etkileyebiliyor onu gördüm. Yaşamak istediği şeyleri yaşamasını engelleyip, hep geçmişte takılı kalmasına neden olabiliyor. Niye böyle? Neden hayatta yapılan hatalar o zamanlarda kalmıyor. Niye yaşadığımız anılar hep biryerlerde karşımıza çıkıyor??Ne kadar yas varsa ben tutuyorum; dudağımın ucunda bütün küfürler, neleri yuttum bunu da yutuyorum!! Eller bahar, bayram, düğün, şenlik! Benimse;
Belki yeniden gelir aşk şehrime! Elim havada arkandan gidişini izlerken, yağmurlar yağıyordu gamzelerime. Hani o en çok sevdiğin yerim, en çok gülünce çıkan, bir tek sen varken gülen. Bağrımı döve döve, kafama vura vura, saçımı yola yola özlüyorum ben seni. Kim zaptedebilir çığlıklarımı, kim dur diyebilir acılarıma, kim gösterebilir, kim ne kadar inandırabilir şimdi, ölümün bir yokluk olmadığına… Anlatmasın o kitaplar boşu boşuna. Benim sancımsa sol yanımda harlanan, yüreğimi de gömdülürse onunla; üstüm al açık üryan, çırılçıplak kaldıysam, kim inandırabilir güneş batı'dan doğunca kavuşacağımıza.
Biliyorum, artık sen değil ama;Yağan yağmurlarla gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, Alnina kondurduğum buseler, heyecanla elime tutuşturduğum gül goncaları gelir aklıma... Düşen bir dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar...Yağmur yağdı geçen gece, ben yine kaçırdım seni yerlere bezeyen damlaların dansını. Çıplak ayakla dolaşacaktım o ıslak çakılların üzerinde. Bunun keyfi bir başka olacaktı , heryerde sen…Gökyüzünden düşen ve yerde yeşeren sen…Özenli olacaktım o yağmurda, kırmayacak ve kırılmayacaktım. Yalnız olmaya inat senle yaşayacaktım aşkta ve savaşta. DERKEN… gece yarısı sen belirdin yanımda. Yağmur kokun sardı tüm benliğimi, sen doluverdin içime. Sanki o bırakıp giden sen değildin, gözlerin yine alevdi, tadın yine şarap…Yeni güne yeni hayata doğru adımlarımı sıralamaya başladım.Gün okadar güzeldi ki baharın güzelliğininde insanın sarhoş olmaması mümkün değil. Dalga sesleri eşsiz bir senfoni gibiydi kulaklarımda............. Birlikte dans edebilirmiydik acaba ? Sohbeti de kendisi de çok duruydu sanki hayat ona hiç elini sürmemiş gibi acıtmamış gibi. Evet yeni hayat penceresi bu kadın olabilirmiydi bu kadar kederden sonra? Beklediğim kadın geldi tüm gece onu seyredebilecek ve duyabilecektim ama o a herşey onun büyüsüyle durdu sanki zamanla beraber. O güzel saatlerin tadını çıkarmalıyım dedim ve kendimi onun büyüsüne bıraktım….Sonunda bu gece de bitti yatak odama döndüm, penceremi yine açık bıraktım gecenin ve sabahın sürprizleri için. bütün gün dolandım sahilde bekledim ama gelmedi daha sonraki günlerde de , anladım ki rüyaymış...
Oct. 21